25 Mayıs 2016 Çarşamba

Asla Kendinizden Vazgeçmeyin!


Bir önceki, Gerçekleri Konuşmaya Başlayalım yazımın girişinde bir arkadaşımla konuşmamızdan bahsetmiştim. Ona “Her şeyi ne zaman anlatacaksın?” diye sormuştum yanıtı “hiçbir zaman maalesef“ olmuştu…  Bu konuşmadan tam dört gün sonra onun anlatmasına gerek kalmadan her şey önüme serildi… Hayat sürprizlerle dolu…

Benim yaşadığım dönüşümün, dünyevi düzlemdeki yansımalarının ciddi örneklerle görüldüğü bir dönem. Geçen hafta gerçekleşen olayları bundan 6-7 yıl önce yaşasaydım isyan, öfke, kızgınlık gibi duyguların içinde darmaduman olabilecekken; şimdi ise öğrendiklerim beni, iç huzurumu etkilemedi, kabul ettim ve şükran duydum… Hayatımda hiç bu derece şükran duygusunu hissettiğimi hatırlamıyorum… Bu olayın ana karakterine çok içten teşekkür ettim…

Strateji ve Otorite, karar verirken ruh ile iletişim kurup hareket etmek diyorum ya… Bu yaşanılan olayın konusunda, son 6 yıldır, kararlarımı bilinçli olarak kendi Strateji ve Otoriteme göre aldım…  Yolum zikzaklar çiziyordu. Beni tanıyanlar ne yaptığıma anlam veremiyor ya da beni farklı şekillerde yargılıyorlardı. “Sen bunu hak etmiyorsun, kendine neden bunu yapıyorsun” gibi söylemleri yıllar içinde çok duydum… Evet, görünüş tamamen onların söyledikleri gibiydi. Aldığım kararlar çok mantıklı gözükmüyordu ama zaten mantık da aramıyordum. Ben kendimden vazgeçmedim, Ruhumla hareket ettim.... Kendim olma yolunda zorlansam da bu mücadelemden vazgeçmedim... 

Bu konuda o kadar çok karar verme sürecim oluyordu ki duygusal dalgamı takip etmeyi öğrenmek için inanılmaz tecrübe ediniyordum… Her karar beni kendi gerçeğime biraz daha yaklaştırıyordu. Pasif olmayı seçen Manifestör artık parlamaya başlıyordu. Kendi niteliklerimi doğru kullanmayı öğreniyordum, hatalarımı, düştüğüm kısır döngüleri bu sayede görebiliyordum. Her aldığım kararı uygulamaya çalışırken zihin oyunlarımı görebiliyordum. Her verilen kararla, iyi ya da kötü diye nitelendireceğimiz ama gerçekte benim yönüm olan doğrultuda ilerlerken; üzerimdeki kirden pastan arınıyordum… Değişimler sadece bu konuda değildi, hayatın her alanına yayılıyordu. Benzer olayları çok farklı yerlerde tekrar tekrar yaşayabilecekken artık bambaşka bir hal aldı, kırıldı o döngü... Kendime güvenmeye başladım, kendi değerimi görmeye başladım, kendimi sevmeye başladım, geçmiş yüklerimden arınmaya başladım… ve sonunda Merkeze kendimi koymayı başardım... Dış koşulların, diğerlerinin isteklerinin, beklentilerinin, sömürülerinin ya da koşullandırmalarının artık etki edemediği, kendi merkezime dönmeyi de başarıyorum…

Aslında bu anlatılamıyor… Kendi içimden yeniden doğmuş gibi hissediyorum…

Ruhsal konularda öğretilen bilgilerin takibi zor, anlaması zor, uygulaması zor. Herkesin kendine has zihin oyunları var. Verilen örnekler genelde size uymuyor, sizin ihtiyacınız olan şey genel kanıya aykırı ise oraya eğilmiyorsunuz ya da yanlış çalışıyorsunuz, gereksiz efor harcıyorsunuz. Ruhunuzla nasıl iletişim kuracağınız, kalbinizi nasıl dinleyeceğiniz anlatılamıyor… Burada Strateji ve Otorite inanılmaz bir dayanak noktası oluyor.

Human Design (İnsan Tasarımı) için ise sadece bir analiz ya da elinizin altındaki bir kitapla her sorunuza çare bulacağınızı da zannetmeyin… Uygulamaya sokmak için kendinizi motive edin, sizi motive edecek destek olacak birilerini bulun… Kendi zihin oyunlarınızı konuşabileceğiniz birilerine ulaşın… Kendi Strateji ve Otoritenizi takip ettiğinizde ve kararlarınızı bu şekilde aldığınızda, bu bilgiyi kullanmayı öğrendiğinizde, elinizde diğer her şeye göre daha somut bilgi oluyor.

Kendinizden asla vazgeçmeyin… Kendiniz için bir şeyler yapıyorum sanarak oyalanmayın artık harekete geçin, bir yerden başlamazsanız yolda nasıl ilerleyebilirsiniz… 7 yıl uzun diyerek zaten bir sürü zaman kaybetmediniz mi?

Yuvaya dönüş için adımlarınızı atmaya başlayın… 

Sizin de Dönüşümünüz Başlasın…

Not: Daha önce Yuvaya Yolculuk yazımda bendeki değişim sürecinin aynı adı taşıyan kitapla nasıl uyumlu olduğunu anlatmıştım. Ben kendi dönüşüm sürecimin 7.yılındayım, kitaba göre ise 7. ve son evde, Kendi Değerini Bilme evindeyim…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder