13 Mayıs 2016 Cuma

Değişimden Kastınız Ne?


Şöyle bir çevremize baktığımızda insanların büyük çoğunluğunun hayatlarında değişim istediklerini görüyoruz. Değişim çok göreceli bir kavramdır ve herkesin söylemindeki amacı farklıdır, aslında üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir konu. Gerçekten değişimden kastınız ne?

Hayatından sıkılıp artık değişim isteyenler temelde üç gruba ayrılırlar.

Birinci grup, en basit değişimi isteyenlerdir. Değişim derken hayatı renklendirmek, biraz hareketlendirmek, rutinleri kırmaktır kasıtları… Ev-iş arasında gidip gelmekten, çocuklarla ilgilenmekten kendine hiç vakit ayırmadığı gibi konulardan yakınan kesimdir. Değişim için hafta sonları bir grupla tatile giderler ya da iş çıkışı etkinliklere katılmaya başlarlar. Rutinden sıkılıp değişiklik isteyenlerin artık nur topu gibi yeni rutinleri oluşmuştur… Rutinler kırılır ama yerine hemen başka rutinler oluşur. Birkaç ay sonra tekrar değişim istiyorum demeye başlayacaklardır. Bir sonra ki aşamalarında evlenmeye ya da boşanmaya karar verirler, iş değiştirirler, şehir değiştirirler. Bu grup genellikle değişim istiyorum der aslında değişimden en çok korkandır. Bütün bu değişimleri de artık zorunlu hale geldiği ve biraz nefes almak için yaparlar ya da yapmak zorunda bırakılırlar…

İkinci grup ise değişimin sadece yüzeysel olamayacağını, kendisinin de değişmesi gerektiğini fark edenlerden oluşur. Bu grup kişisel ve ruhsal gelişim ile ilgili bir sürü yayın takip ederler, kitaplar okurlar, astroloji ile ilgilenirler, yoga, meditasyon, nefes her türlü şeyi denemeye ve eğitimler alıp kendilerini değiştirmeye çalışırlar. Hayattan keyif almak için kendilerinin değişmesi ve bakış açılarının değişmesi gerektiğini bilirler, bunu kabullenmişlerdir ama bunu içselleştiremezler. Yapılan şeyler, alınan eğitimler sadece sosyal aktivite boyutunda kalmıştır… Her şeyi denedikleri için neye kime inanacaklarını da bir süre sonra bilemezler. Sonuçta çok fazla bilgi vardır ortada ama uygulamaya geçirilemeyen, kullanılamayan bilgi yığını altında ezilirler… Hayatları değişmiş midir? Biraz ama asıl istenileni yapacak cesareti onlar da gösteremezler. Zihinleri ile mücadeleden kaçarlar, sadece görünüşte değişim olur, her an eski hale dönme tehlikeleri vardır.

Üçüncü grup değişimin kendisinde olacağını bilir ve aldığı bilgiyi uygular, hayatının içine sokar, gerekirse canının yanacağını bilerek atlar mücadelenin içine. Başta zorlanır ama pes etmez bir süre sonra görür ki artık geçmişi ile barışmıştır, kendini affetmeye başlamıştır, geçmiş hafiflerken bu geleceğine de yansımıştır. Kendine olan inancı artmış, evrenin onun için nasıl çalıştığını fark etmeye başlamıştır. Ona anlatılan şeylerden, dinlediği seminerlerden, okuduğu kitaplardan kendisi için en doğru bilgiyi seçebilmeye başlamıştır… Gitgide yuva sıcaklığına, yaşam coşkusuna kavuşuyorlardır. Aslında benim Dönüşüm Başlasın derken kast ettiğim Dönüşüm bu oluyor… Sıradan değişimden çok daha öte bir durumdur…

İlk iki grup için dışarısı hala çok önemlidir, kişinin kendisinden önce gelir. Dünyanın dayattığı her şeye boyun eğerler, bunun dışına çıkabilmenin mümkün olmadığına inanırlar… Onun için değişim sadece belirli bir miktarda kalır. Zihin, çevresine bir duvar örmüştür ve o duvarın içinde değişebildiği kadarı ile yetinir… Hayatı yaşamaktan bahsederler ama yaşamazlar sadece tüketirler...

Alınan bilgiler kullanılmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz…  Krishnamurti diyor ki :“Yalnızca konuşmalarımı dinlemeniz hiçbir işe yaramayacak, size bilgelik kazandırmayacaktır. Size bilgelik bahşedecek olan eylemde bulunmaktır. Bilgelik; ansiklopedi ya da felsefe okuyarak kazanılacak bir şey değildir… Bu bir oyalanma değil midir? Bu bir enerji israfı değil midir? Sizi hayatın coşkusuna yönlendirecek olan konuşmalarımı dinlemek ya da söylediklerimi okumak değil; engellerinizin farkına varıp eylemde bulunmaktır.”

Bu sözler ikinci grup yani bilginin peşinde koşup orada bırakanlar içindir. Ruhsal kitapları okuyup, derleyip hatta başkalarına bu konuda bilgi verebilecek kadar bilgi sahibi oldunuz… Hayatınızda bunu hiç uygulayabildiniz mi? Kaç kere yapabildiniz? Konuşmalarınızda koşulsuz sevgiden, 5. boyuttan, meleklerden, kendin olmaktan, egodan, teslimiyetten, affetmekten, geçmiş yaşamlardan bahsediyorsunuz, bir sürü bilgi var elinizde, birçok kişiden daha çok evrenin çalışması ile ilgili bilgiye sahipsiniz, teknik bilgi deposu haline geldiniz, sertifikalarınız duvarlara sığmaz hale geldi... Peki, yerinizde saydığınızın, sadece oyalandığınızın farkında mısınız?

Dünya öyle bir hal aldı ki insanların artık farkındalıkları o kadar artmaya başladı ki sadece yüzeysel değişimler kimseye yetmiyor, daha fazlasını istiyor, yolu bir şekilde bu bilgilerle kesişiyor. Bir yandan da dünya ile öyle özdeşleştiler ki bu bilgileri uygulamaya cesaret edemiyorlar. Zihin bir şekilde geriye çekiyor onları, bilgiye boğuyor ve evet bak değişiyoruz diyerek sakinleştiriyor… zihin ve oyunları…

Çok istediğiniz bir şey gerçekleştiğinde hayatınızın değiştiğini mi düşünüyorsunuz? Hani o çok istediğiniz terfiyi aldığınızda her şey değişmiş mi oluyor, çok istediğiniz bebeğinizi kucağınıza aldığınızda ya da o evde yaşamaya başlayınca tüm sorunlar bitmiş mi oluyor… Sadece bu gibi istek ve özlemlerle bu yola girenler bile öğrenmişlerdir ki biz değişmeden hayat değişmez. Bunlar kısa süreli rahatlama ve mutluluktur… Gün geçtikçe üzerinizdeki yapmak isteyip de yapamadıklarınızın ağırlığı daha da birikmeden, yük olmadan yolunuza devam edin, zihnin ötesine geçmeye başlayın… Sizin için de değişim artık dönüşüm olsun …



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder