1 Haziran 2016 Çarşamba

Oysaki Sevgi


“Sahi neydi sevgi? Sevgi iyilikti, dostluktu… Sevgi emekti.”

Oysaki sadece olduğu gibi kabul etmekti… Özünü görebilmekti…

Sevgi, herkesin dilinde dolanmasına rağmen kimsenin anlatmayı tam olarak başaramadığı çok geniş bir kavramdır… Sevginin her halinden sırası geldiğinde konuşacağız ama bugün “G Center” halinden başlayalım…

G Center, Human Design’da sevgi ile ilgili olan merkezdir… Herkes Kalp Merkezini sevgi ile bağdaştırır ama aslında G Center’ın konusudur. İnsanlığın yaklaşık %50’sinde bu merkez tanımsızdır; sevgi, sevilmek ile ilgili açıklıkları vardır.

Benim haritamda da G Center tanımsızdır; sevildiğimi ne çocukken ne de büyüdüğümde hissedemedim. Manifestör auram da geriye itici ve kapalı olduğundan mesafeli ve soğuk gözükmeme neden olur... İnsanları kendinden uzak tutan bir aura ve sevgiyi hiç hissedemeyen tanımsız bir G Center… Bende baya yüklü bir durumdu… Daha çok tavizler, ödünler vermeme neden oluyordu ve insanların bu açıklığımdan vurmaya çalışmalarıyla mücadele etmek zorunda bırakıyordu… “bunu yapmazsan seni sevmem, böyle olmazsan seni istemem” gibi durumların değişik versiyonları yaşanıyordu...

Bu durumda zihin (nefs) sevgiye sahip olabilmek için yanlış kararlar alınmasına, yanlış hareket edilmesine neden olur, sevginin peşinde koşturur…

Çocukluk yıllarımda, ablalarımla aramdaki yaş farkından dolayı hep istenmeyen, kaza olan, mecbur kalınan çocuk olduğumu hissederdim. Hiç kimsenin böyle bir söylemi ya da davranışı olmamasına rağmen… Son birkaç yıldır ablamlar, anne ve babamızın çocukluğumuzda en çok beni sevmesinden yakınmaya başladılar. Eskiden hiç bu konular konuşulmuyorken, şimdi ciddi şekilde aslında sevildiğim söyleniyor. Aynı ortamda olan, aynı şeyleri yaşayan insanlar olaylara nasıl farklı bakıyorlardı. Hepimizin zihni kendi açıklarımıza göre yorum yapıyordu… Çok ilginç konuşmalar oluyor ve hayretle onların neler hissettiğini dinliyorum. Biraz geç oldu ama baya keyifli oldu.

En büyük farkındalığımı ise yaklaşık üç yıl kadar önce, çok yakın olmadığım bir arkadaşımla tartışmaya başladığımda yaşadım… Ben onun davranış şekli için yorum yaparken, bir an durdu “işte seni bunun için sevmiyorum” dedi… Bu sözü duyduğumda içimde bir öfke ile korku karşımı bir duygu belirdiğini fark ettim. Kendi içimde “İyi de benim söylediğim şey ile beni sevmemesinin ne alakası var, yanıt bu mudur” dedim… Toparlandım ve ona “senin beni seviyor olmanın neden önemli olduğunu düşündün ki” dedim…

Arkadaşın haritasını biliyordum, baya tanımlı bir G Center’ı vardı ve zihni beni oradan vuracağını düşünüyordu, benim açıklığımı bilinçsizce biliyordu… Bizler aurasal olarak etkileşim halindeyiz ve birbirimizi sürekli olarak bu açık noktalardan test ediyoruz. Hayatın düzeni bu, açıklıklarımızı tamamlayan değil, oralardan bizi geliştirecek insanlara çekiliyoruz…

Strateji ve Otorite ile ruhumuzla karar aldığımızda, zihnin bu açıklığa olan tepkisine de dur demiş oluyoruz ve büyük farkındalıklar için kendimizi hazırlıyoruz. Bu sayede açıklıklar zamanla bilgeliğe dönüşüyor. Alınan her doğru karar, sevilmek ya da sevgiyi hissetmek için atılan her adımın sadece zihnin oyunu olduğunu gösteriyor, zamanla sevgiye olan bakışı ise tamamen değiştiriyor…  

Sevgiyi hissetmeyi şuna benzetiyorum: Gözleri kapalı iki kişi ve ikisinin de önünde birer kase dolusu çilek var. Birisi burnundan nefes alıyor ve aldığı her nefesle birlikte burnundaki koku sinirleri uyarılıyor ve hissediyor çileğin güzel kokusunu. Diğeri ağzından nefes alıyor, dolayısıyla ya çok az duyuyor kokuyu ya da hiç duyamıyor... Aslında çilekler orada ve eşit miktarda ama biri hissedebiliyor. Açık G Center’ı olanlar ağızdan nefes alanlar gibidir, sevgiyi fark etmezler ve bulmak için koşturup dururlar,  biraz sakin olsalar sevginin önlerinde olduğunu fark edecekler…

Bizler kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimizde, sevdiğimizde diğer her şeyi seviyor hale geliyoruz. Kendi sorunlarını, açıklıklarını, hatalarını, geçmişini, zihin oyunlarını gördükçe ve yine de sevebildikçe aynı şeylerin diğer insanlarda da olduğunu fark ediyor… senin zihnin sevilmek için mücadele ederken diğeri belki kendini kanıtlamak için uğraşıyor, bir diğeri stresle mücadele edemediği için farklı şekilde karar alıp hayatına devam ediyor… İnsan kendini sevdikçe diğer her şeyi anlamaya, kabul etmeye ve sevmeye başlıyor…

Koşulsuz sevgi bu olsa gerek… her durumda, her koşulda, her açıklığı, her kararı ile sevebilmek…

Sevgi sunulmaz, sevgiye sahip olunmaz, sevgi sadece vardır… Yönü yoktur, olmadığı yer yoktur, sadece hissedememe vardır ve o da görecelidir, yani sadece kişiye bağlıdır… Zaten kastettiğiniz koşullu sevgi ise koşullar sağlanmadan hissedemezsiniz… Koşullar sağlanmadan sunamazsınız da… o sevgi de değildir, beklentilerin karşılanmasıdır.

Zihin her ne kadar sevgiye sahip olmak için bizi koştursa da Strateji ve Otorite ile karar alarak onun bu oyununa boyun eğmemeyi öğrenebiliriz…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder