6 Şubat 2019 Çarşamba

Arkadaşlık, Farkındalık, Uygulama… DEĞİŞİM KOÇLUĞU



Günümüzde gerçek anlamda paylaşımlar olmadığından, büyük çoğunluk kalabalıklar içinde yalnızdır. Oyalanmak ya da vakit geçirmek için çevrelerinde bir sürü arkadaş, akraba olsa da paylaşılan sadece zamandır. Bazıları bunu da yaşayamıyor olabilir. Her iki durumda da tek kaldığınızda içinizde anlatmak istedikleriniz, sormak istedikleriniz ya da anlam veremediğiniz şeyler için bir başkasının fikrini alma isteği ve yalnızlık duygusu ile sıkışıp kalırsınız.

En son ne zaman içinizden geçenleri anlatabildiniz? En son ne zaman gerçekten dinlendiğinizi hissettiniz? En son ne zaman korkmadan kendinizi ifade edebildiniz?

Sizin de konuşma konularınız, herkesin olduğu gibi, son tatil anılarınız, çocuklarınızın gittiği kurslar, almayı planladığınız ev, işle ilgili sorunlarınız, aşk hayatınız, politika, ekonomi, magazin ve ortak tanıdıkları çekiştirmek mi?

Peki, bu konuların içinde siz neredesiniz? Siz yoksunuz ki… Sizin hayalleriniz nerede? Sizin hayal kırıklıklarınız nerede? Sizin düşünceleriniz nerede? Bu konuların hepsi sizin çevrenizde dönse de siz değilsiniz… Ana karakter, özne, kursa giden çocuğunuz, tatildeki gezdiğiniz yerler, aşık olduğunuz kişi/eşiniz, iş arkadaşlarınız, müşterileriniz ve hükumet… Siz sadece etkilenensiniz. Kendinizi anlattığınızı düşünürken aslında siz sadece hikayedeki figüransınız… Kendinizi ve kendinizle ilgilenmeyi ne zaman bıraktınız?

Kendini arama yoluna giren birçok kişi kurs ve seminerlerden birinden diğerine akın ediyor. Farkındalık kazanmak, bilgi edinmek, çevre edinmek için gayet uygun bir yoldur. Ama her şeyden önce kendini duymak ve ne istediğini anlamak bu yolda daha rahat ilerlemeyi sağlar. Yoğun bir bilgi yığını içinde, etkilenmeden, ne istediğini, nasıl bir değişim istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu nasıl anlayabilir ki insan. Öğrendikçe hiçbir şey bilmediği düşüncesiyle öğretiler içinde kaybolur ve yine kendini unutur. Amaç farkındalık kazanmak ve öze dönmekten, bilgi sahibi olmak için koşturmaya döner. Aslında bir eğitmenden, bir yöntemden, bir uygulamadan önce kendilerini ifade etmeye, konuşmaya, kendi düşüncelerini açıkça duymaya ihtiyaçları vardır. Ancak bu şekilde hayatlarındaki değişimin başlangıç fitili yakılabilir. Kimsenin onları anlamadığını düşündüklerinden ya da kendi düşüncelerinden çekindiklerinden, içlerindekini ifade etmekten kaçınırlar. Onun içinde “kendilerinin” farkına varmadan eğitimlerde öğrendikleri kalıba sıkışmaya çalışırlar…

Farkındalık en önemli kavram. Fark edersin ve değiştirirsin, fark edersin ve senin için doğru olanı görürsün, fark edersin ve kısır döngülerden kurtulmak için ne yapman gerektiğini anlarsın. Bütün bunlar için ilk önce zihin ve zihin oyunu nedir onu anlamak gerekmektedir. Düşündüğünüz, inandığınız her şeye tekrar bir göz atmanız gerekir… Farkındalık, zihin oyununu görmekle olur. Değişim ancak böyle başlar.

Ben bu programın adına değişim koçluğu diyorum. Amacı kendi varlığını hatırlayıp eski hayatından farklı bir hayat yaşamak isteyenlerle kahve eşliğinde sohbet etmektir. Koçluğun temeli profesyonel arkadaşlıktır. Sizi dinleyen ve hayatınıza farklı bir açıdan bakmanıza fırsat tanıyan bir arkadaştır.

Her hayatın farkındalık konusu ve dolayısıyla değişim konusu kendine hastır… İş değişikliği, ilişkilerin değişmesi, medeni durumun değişmesi, çevrenin değişmesi ya da sadece hayata bakışınızın değişmesi…

Bazen canı gönülden isteyerek, bazen de istemeden zoraki değişiklerle karşılaşabiliriz. Birlikte çalışırken istediğiniz değişikleri yapmak için nasıl bir yol haritası çizmeniz gerektiği ve kendinizi nasıl bu değişikliğe hazırlayacağınız üzerine sohbet ediyoruz. Zoraki olan değişiklerde ise, süreç içinde, dağılmadan en iyi şekilde nasıl ayak uydurabileceğinize ve değişimi nasıl pozitife çevirebileceğiniz üzerine sohbet ediyoruz. Sohbet işin görünen kısmı; asıl yapılan ise önce ne istediğinizi bulmak ve farkındalık kazanmak, sonrada uygulamaya geçmektir.

Profesyonel arkadaşlık aslında sizi sizden daha çok düşünür. Sırdaştır, yoldan çıktığınızda sizi uyarır, amacınızı hatırlatır, hayata ve olaylara farklı açılardan bakmanızı, kalıplaşmış düşüncenizi fark etmenize yardımcı olur. Bir arkadaş kendi hayat telaşından sizi doğru düzgün dinlemiyorken ya da siz de onun sorunlarıyla da ilgilenmek zorunda kalırken; koçlukta odak noktası sadece siz oluyorsunuz.

Evrensel düzende her türlü iletişim, ilişki, etkileşim alış veriş üzerine kurulmuştur. Değişim koçluğunda enerjinin iki taraf için dengeli ve akıcı olması için size verilen bilgi, ilgi ve zamana karşılık sizin de bir şeyler vermeniz, enerjinin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Bir profesyonelle çalışmanın veriş kısmı ücret ile olmaktadır ve bu, her iki taraf içinde en uygun dengelenme yoludur.

Güzelleşmek ve sağlıklı olmak için çaba, para ve zaman harcanıp özen gösterilirken; ruh güzelliği ve sağlığı hep ihmal ediliyor. Kişinin içinde bulunduğu duruma göre bir koça, bir psikoloğa ya da bir psikiyatra başvurması hayatını düzenleyebilecekken bundan itina ile kaçınılıyor. Bedensel sağlık ve güzellikle ilgilenirken ya da maddi kaygılar içinde kendinizi ihmal ederken gelecek yaşamınızdan çalıyor ve hasarlarınızı gün geçtikçe daha da derinleştiriyorsunuz.

Sadece bilgi almakla yetinmeyin. Hiçbir bilgi uygulanmadan sizin olamaz… Değişmeyi, hayatınızı değiştirmeyi istiyorsanız ve bu isteğinizde samimiyseniz artık harekete geçin…


Daha fazla bilgi ve randevu için arslaneb@gmail.com a yazabilirsiniz...



Human Design ile iİgili Hizmetler


Human Design Analizi


Doğum tarihi, saati ve doğum yeri bilgileri ile vücut haritası çıkartılır. Analiz sırasında bu harita danışana anlatılır. Analiz iki saat sürmektedir. Bazen insanlar rapor alarak bu bilgiden yararlanmak isteniyor ama ben her zaman iletişimden yanayım. Kopyala yapıştır bir bilgi yerine karşılıklı etkileşim halindeyken o an içten gelen çok anlamlı bir örnekli anlatımla karşılaşabilirsiniz… Yüz yüze ya da internet üzerinden yapılmasını öneririm.


Dönüşüm Başlasın Koçluk Programı


Amacı kendi özünüze uyanmanızdır. Değişim Koçluğundan farklı olarak kişinin Human Design vücut haritası, genel Human Design bilgileri ve sohbetle harmanlanan bir koçluk programıdır. 

Dönüşüm Başlasın Koçluk programında benim görevim, kendinizi tanıma ve zihninizdeki koşullandırmalardan arınma sürecinde size destek olmak, bilgileri hatırlatmak, deneyimlerimi paylaşmak ve zorlandığınızda tekrar yola devam etmeniz için size elimi uzatmaktır…

Bu tamamen danışanın haritasına, hayatında bulunduğu duruma, neler yapmak istediğine ve ne kadar istekli olduğuna göre değişen bir program… Her birey farklı olduğu gibi dönüşümü de farklı yolla olacaktır…

Daha fazla bilgi almak için Temmuz 2016 da yazmış olduğum Dönüşüm Başlasın Nasıl Çalışır? adlı yazıma  buradan ulaşabilirsiniz.


Çocuklar için Human Design


Human Design yeni doğan bebeğin doğal eğilimlerini size gösterir. Saf kendisi olarak doğan bebek zamanla ailesi, çevresi, aldığı eğitimler ile birlikte koşullandırılmalar etkisi altında kalır ve kendi olmamaya başlar. 

Human Design analizi ile yardımcı bir araca sahip olmuş olursunuz çünkü bu sayede çevreden gelen etkileri anlayıp, onun en doğru şekilde yetiştirmesinin anahtarına sahip olursunuz. Bu yeni doğan bebeklerde olduğu kadar büyüme döneminde henüz tüm koşullandırmalarını yüklenmemiş çocukların yetiştirilmeleri içinde önemlidir.

Çocuğunuzun özelliklerini anladığınız zaman onu başkaları ile ya da sosyal klişelerle karşılaştırmaktan korumuş olursunuz. Onun kendisi gibi nasıl yetiştireceğini bilerek onun için en büyük yatırımı yapmış olursunuz.


Kendi Dizaynını Yaşa Eğitimi



IHDS  (Uluslararası Human Design Okulu) nın onaylı KENDİ DİZAYNINI YAŞA Programıdır.



Amacı: kendimizi, diğerlerini tanımak ve anlamaktır. Human Design eğitiminin temeli ve başlangıcıdır.


Kişinin kendisinin, yakın çevresi ile olan ortak ya da farklı özelliklerini, hayatın akışını ve düzenini daha kolay anlayabilmesi içindir. 

Analizini yaptırmış, kendi gerçeğini öğrenmiş kişi için artık bununla yaşamayı öğrenme zamanıdır. Bu programda Human Design Sistemi temel bilgileri verilir ama bu bir eğitim programı değildir, destek programıdır. 

Daha fazla bilgi ve randevu için arslaneb@gmail.com adresine yazabilirsiniz...


Hakkımda


EBRU ARSLAN KİMDİR?

1979da Ordu’da doğdum. İTÜ Fizik Mühendisliğinde okudum ve daha sonrasında ise sağlık sektöründe 9 yıl çalıştım…  Bütün bu süreç kendini tanımayan, bilmeyen Ebru’nun yaşadığı şeylerdi.

3/5 Duygusal Manifestor olarak doğmayı seçmişim. Başlatıcı, yapıcı olan Ebru çocukluk yıllarından itibaren kabul edilebilmek için içine kapanmaya ve pasif ama agresif bir rolü oynamaya başladı. Yıllar geçtikçe bu daha da derinleşti… Lise, üniversite, iş hayatında…  
Tarihler 2007yi göstermeye başladığında bendeki değişme kıvılcımları çakmaya başladı. Artık uyumlu olmak ya da kendimi kabul ettirmek için pasif kalmak bana ağır gelmeye başlamıştı. İçimdeki bu sıkışmışlık hissi gün geçtikçe büyümeye başladı ama ne olduğunu da anlamıyordum, dilimde sürekli ”değişmek istiyorum, hayatımı değiştirmek istiyorum” sözleri dolanıyordu. 2008 de bu durum daha da arttı ve artık bu duygudan, bu sıkışmışlıktan kurtulmak için arayışa başladım. Ruhsal ve kişisel gelişim kitapları okumaya başladım. Bireysel seanslar, enerji uygulamaları, enerji uygulayıcılığı, seminerler, kitaplar ama her şeyin etkisi çok kısa süreliydi,  çabuk geçiyor ve arayışım “yok bu değil” ile sonuçlanıyordu…

2009da Human Design Sistemi ile tanıştım. Çok apar topar olmuştu ama herhalde hayatımı değiştiren olay işte buydu… İlk bana kendim anlatıldığında hem çok şaşırdım, hem çok mutlu oldum; bir yandan da yok canım daha neler dedim. Kabul etmem çok kolay olmadı. 30 yaşına kadar hayatım hep beklemekle geçmiş, birileri benim için bir şeyler yapacak, sunacak diye sadece beklemiştim ve bana deniyor ki “ne istiyorsan onu yapabilecek gücün var, sadece bilgi ver ve yap,  sana bir şeylerin sunulmasını bekliyorsan yaşam seni cezalandıracak ve sana hiçbir şey gelmeyecek” denildi…  O güne kadar hayatımdaki en temel şeydi beklemek. Gerçekten de bana hiçbir zaman bir şey sunulmadı, onun için vasat, sorunlu ve sinir harbi içinde geçen bir hayatım oldu. İnsanın kendisinden 180 derece farklı bir hayatı yaşaması o kadar ilginçti ki… Bana anlatılanlar hayatımdan çok farklıydı ama içimde bir şeylerle rezonansa geçmişti.  Daha önceki yıllarda okuduğum, dinlediğim öğrendiğim şeylerle bağlantıları o kadar sağlamdı ki. Tek sorun vardı: nasıl kendimi yaşayacaktım? Türkiye’de o yıllarda uzman yoktu ve bunu tek başıma yapmaya çalıştım. Human Design Sistemi ilgimi çok çekti; kitaplar alıp okumaya ve daha derinini öğrenmeye başladım. Bir şeyleri tek başına yapabilme, öğrenebilme ve aşabilme özelliklerim en çok bu dönemde işime yaradı. Bir başkası bunu tek başına yapamazdı.

Bu süreçte kendi karar verme sistemim ile ilk önce işimden ayrıldım, koçluk eğitimi aldım. Sonra Human Design konusunda uzmanlaşmak istediğime karar verdim. IHDS’den (International Human Design School) eğitim almaya başladım ve IHDS Sertifikalı Rehber oldum.

Ben ilk aşamalarda çok zorlandım; eski alışkanlıklara, eski çevrenizin sizi tanıyış şeklini ve eski seni istiyoruz baskılarına karşı koymak çok kolay bir şey değil… Farklılığını yaşamak, homojen düzenin dışına çıkmak, koşullandırmalardan sıyrılmak, kendini yaşamak çalışma istiyor, azim istiyor, dirayet istiyor. İşte bu DÖNÜŞÜM sürecine hazır olanların elinden tutmak ve yalnız olmadıklarını hatırlatmaya karar verdim. Koçluk ve rehberlik çalışmalarıma 2013 yılından beri devam ediyorum…

Umarım sizlerde kendi yolunuzu bulur ve özünüze dönebilirsiniz…


Haberler



Cosmopolitan Shopping 2017 yaz sayısında yayınlandı





Türkiye’nin ilk online dergisi trendEra Haziran 2017 sayısında yayınlandı





İletişim


İletişim için







Human Design Sistemi


Human Design ile ilgili birçok kaynak bulabilirsiniz. Tiplerden, merkezlerden, kapılardan, kanallardan, profillerden ve diğer bütün kavramlardan bahsedilir. Her yerde anlatıldığı için ben tekrar aynı şeyleri anlatmayı tercih etmiyorum.

Blog’umda, Human Design’ın kullanımını ve kendi deneyimlerimi paylaştığım yazılara ulaşabilirsiniz.

Human Design Sistemi kişiye kendini anlatır. Peki, bu ne demektir?
  •         Kişinin karakter özelliklerini anlatır,
  •         Hayatta nasıl ilerlemesinin o ve bütün için doğru olacağını anlatır,
  •         Zihin oyunlarını yani açıklıklarını anlatır;
  •         Kişi için önemli yeteneklerini, özelliklerini ve onları nasıl doğru kullanacağını anlatır,
  •         Yaşamda yaşadığı sıkışmışlığın nedeni ve nasıl aşılacağını anlatır,
  •         Doğru kararı nasıl vereceğini anlatır,
  •      Sonuçta nasıl öze döneceğini ve kaliteli bir hayat yaşayacağını anlatır.

İnsanlar genelde internetten haritasını indirip, kitaplardan ya da web sayfalarından yararlanarak kendisi ile ilgili bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlar. Çok iyi de yapıyorlar ama Human Design için en önemli nokta bilgiyi hayata geçirmek. İnternete tanıtım amacı ile konulan bilgilerin ya da yıllarca süren eğitimler yerine tek bir kitapta anlatılan bilgi ne kadar yeterlidir ve nasıl hayata geçirebilirsiniz?

Bir kitapta bir jeneratörün nasıl olduğu anlatılır ama neden orada anlatılandan farklı kişi olduğu tam anlatılmaz. Bütün bunlar sadece okuyarak anlaşılabilecek bilgiler değildir. Ra Uru Hu bir konuşmasında insanların bu bilgi için para ve zaman ayırmak zorundalar demişti. Kendine yatırım yapan, değer veren ve gerçekten öze dönmek konusunda samimi olan insan için gerçek anlamda bir kılavuz ve çok derin bir bilgidir. Anlaşılması deneyimle ve sistemi bilen birinin rehberliği ile olur. Ödediğiniz para harcadığınız zaman kendiniz içindir. Hayatınıza verdiğiniz önemi ve değeri gösterir…


Human Design ile ilgili yaptığım çalışmalara Hizmetlerimiz Bölümünden ulaşabilirsiniz.


9 Mart 2017 Perşembe

Kararım Doğru mu? Bilemiyorum




Bugünler enerjisel olarak alınan kararların sorgulandığı, vazgeçişlerin yoğun yaşandığı zamanlar… Düzen, bizi bir şekilde karar vermeye, bazı şeyleri geride bırakmaya ve yeni yöne doğru yöneltmekte; bu da geçmişten kopmama arayışlarını tetiklemekte… Zihin, kendi savaşını veriyor. Herkesin içindeki zihin-öz savaşı, farkındalık düzeyine göre farklı seviyelerde devam ediyor...

Yaşam kararlar üzerine kurulmuştur. Hangi yöne gideceğimizi belirleyen ve bir sonraki yol ayrımına götüren de kararlarımızdır; yani hayatın en önemli belirleyicisidir…

Aslında nereye gideceğimizi hangi yolda ilerleyeceğimizi, hangisinin daha doğru olduğunu ruhumuz biliyor ama insan zamanla ruhu ile bağlantısını koparır ve artık onu duyamaz hale gelir. Zihinle öyle bütünleşti ki, ona öyle güvenir hale geldi ki ruhun sesi, zihnin gürültüsü altında duyulmaz oldu… 

İnsan hayatı aslında bu resimdeki yol gibidir. Ruh o yolun nereye gittiğini bilir ve bir varış noktası vardır. Zihin ise derki “bu yoldan gitmek senin için hiç doğru gibi gözükmüyor baksana şu manzaraya, şu güzelliğe hadi oraya gidelim” ve bir seraba doğru sürükler insanı. Bir süre o güzelliğe götürüyor gibi olsa da onun bir tuzak olduğu sonradan anlaşılır… Zihin (nefs) böyle çalışmıyor mu? Sizin ruhunuzla aldığınız bir kararı yok saymak için her şeyi kullanıyor. Bu bazen en derin korkular oluyor, bazen en keyifli şeyler oluyor. Bazen sevilmek için yapıyor, bazen kendini kanıtlamak için…bazen bir yeni bir fikir bulmuş gibi oluyor, bazen eskiye özlem duyularak, bazen filmde duyulan bir söz, bazen birkaç gün sonra ödenecek faturaları karşına çıkararak… zihin tüm açıklıkları, tüm hassasiyetleri sırayla önüne çıkarıyor…  Oysaki yolunda ilerlese hem gideceği noktaya varabilecek hem de manzaranın tadını çıkarabilecekti… Ruh, zihinden daha bilgedir çünkü daha büyük çerçeveden görebiliyor…

Zihin belki zengin olmak için koşullandırıldı ve bunun için kişi hiç sevmediği bir işte bütün vaktini geçirmek zorunda kalıyor, ne zenginliğin (manzara) ne de kariyerinin (yol) keyfini sürebiliyor…

Karar verirken zihin ile öz arasındaki farkı anlamak en zor olan kısım… zihne öyle güvenir hale geldi ki insan, uçurumdan uçsa da, hayatı sıkıcı ve boğucu olsa da başka alternatifi yokmuş gibi devam ediyor… Human Design ile yeni tanışanlar ise nasıl karar vermeleri gerektiğini yani Strateji ve Otoritelerini öğrenseler de nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar… kitaptan ya da internetten okuduğunuzda bunun neden kaynaklandığını genelde anlaşılmıyor. Bir kitap okunduğunda sadece bir raporla özellikleri anlatıldığında her şeyin öğrenildiği düşünülüyor… Peki, ama bu Strateji ve Otorite neden var? Ne işe yarar? Bunun asıl çalışması nasıldır? Sakral sesini duymak ya da duygusal dalgayı beklemek neden önemli? Bunun amacı nedir? Bütün bunları bilmeden Strateji ve Otoritenizi bilmenizin çokta bir anlamı yoktur çünkü işin özünden uzaksınızdır… bu yüzeysel bir şey değildir, kendi özünüze ulaşmak için işin özüne inmek gerekir…

Yedi yıl çok uzun diyerek şikayet edilir ama çalışmaya başlayınca anlıyor insan neden zaman aldığını… siz kendi stratejinizi beklerken, zihnin bekletmemek için sizi yoldan çıkarışlarını gördükçe üzerinizdeki bütün yükleri, ördüğünüz bütün duvarları anlıyorsunuz… Strateji ve Otoritenizle aldığınız kararı boşa çıkartmak için uğraşan zihnin bütün oyunlarını fark etmeye başlayınca işler değişmeye başlıyor…

Yeni başlayanlar kendi karar verme mekanizmasına henüz bağlantılarını sağlayamadıkları için zihnin kişiyi ikna etmesi o kadar kolay oluyor ki, o manzaranın büyüsüne hemen kapılıyor… Bir karar alındığında ilk önce bu kararın nereden geldiğinden endişe duyuyor insan… Stratejim ve Otoriteme uygun mu karar diye ciddi endişeleri olur. “Yanıtlamayı bekledim mi? Evet, sonra otoritem için dalgamı bekledim mi? Dalgamı tamamladım mı?” gibi bir sürü kişiden kişiye değişen endişeler ve şüpheler olur, acemiliktendir bunlar… Kontroller yapılır tamam denir ama yine emin olamaz, zihin çoktan devreye girmiştir. Zaten hep devrededir ama endişeden ve şüpheden beslenen zihin daha çok atağa geçer. Büyük olasılıkla normalde yapılacak şeyden daha farklı bir karar olduğundan, zihin neden hatalı karar olduğu ile ilgili bütün gerekçeleri teker teker ortaya çıkarır... Vazgeçirmek ve yoldan çıkartmak için her şeyi dener… Strateji ve Otorite ile pratik yapma aşamasındayken bazen hatalar yapılır da çünkü henüz gerçek iletişim kurulamamış sadece denenmiştir ama nasıl hatalı kullanıldığını öğrenmek için bu da gereklidir… sonra bir gün bir kararda “tamam şimdi anladım” farkındalığı yaşanır işte ondan sonra daha kolaydır çünkü karar verme anının nasıl olduğunu deneyimlediğiniz ve bağlantı kurduğunuz andır, artık neyi arayacağınızı bilirsiniz… ondan sonra zihin yine devrededir ama artık yaşadığınız bir deneyiminiz ve fark ettiğiniz şeyler vardır. Şüphelerin azalmaya başlaması ile zihinle her mücadele anında daha da koşullandırmalardan arındığınızı fark edersiniz. Daha çok kendinize güvenmeye başlarsınız... Zihin sizi sorgulamaya başladığında onu sessiz moda almak çok daha kolay olmaya başlar. Pratik yapmak gerekiyor… Stratejinin gerektirdiğini yapmaya kendini alıştırmak gerekiyor, Otorite için ise o ayrımı hissedebilmek için hassasiyeti kazanmak gerekiyor yani çalışmak gerekiyor… 

Bize çocukluğumuzdan beri “neden” sorulur ve her şeyin bir nedeni olması gerektiği öğretilir, "kötüyüm çünkü bu oldu"… Aslında sadece duygusal dalgan inişte olduğu için kötü hissediyorsun, belirli bir nedeni yok… Bazen alınan kararların da açıklanacak nedeni yoktur. Ben böyle karar verdim demek en doğrusudur çünkü Stratejin ve Otoriten sana yolun bu demiştir, nedenini söylememiştir… her aldığınız kararı sorgularsanız zihni devreye sokarsınız… Daha çok sorgulama, zihni daha da güçlendirir… kararım bu ve beni nereye götürecek göreceğiz diyebilmek gerekiyor.. stratejik zihinsel aktivitelerin devri artık kapandı, onun için insanlık çıldırma sınırlarında dolaşıyor… insanın zihni bir gözlemci olarak tutmayı öğrenip, ruhu ile ilerlemeyi tekrar öğrenmesinin zamanı gelmiştir…

Zihinle verilen karar ne kadar mantıklı ve anlamlı gibi gözükse de sonuçta bu zihinden gelir, o yolun devamını göremez ve çoktan yoldan çıktığından kişiyi gerçekte istediği noktaya götüremez… İstenilen şey gerçekleşmiş gibi gözükse bile hiçbir zaman tatmin etmez… şu anki insanlığın en büyük sorunu olan, daha fazlası için koşturmaya devam edilir ve tamamen acı içinde tatminsiz hayatlar yaşanır…

Strateji ve Otorite, tüm o manzaranın sahte cazibesine karşı koymak için bir yoldur.  Bizim kalıplaşmış tepkimiz o manzaraya atlamaktır ama bize henüz yol ayrımının gelmediğini ve yola devam etmek gerektiğini hatırlatan bir araçtır, arınma ve ruhunuzla iletişim yöntemidir…

İletişim için: arslaneb@gmail.com